Aylar önce. Geç kaldığım bir konuşma salonuna giriyorum. Bir adam hararetle derdini anlatıyor, bir tür trans halinde konuşuyor ve konuşma süresini aştıkça aşıyor. Web-cam'den konuşmak için bekleyen katılımcı da uzun uzun dinliyor onu. Tarıq Ramadan konuşmanın hedefi, süperstarı. Bir soru geldiğinde Ramadan yine havada kehabetlerini uçuruyor. Konuşma sonunda hafif bir baş sarsıntısı ile olayı atlatıyoruz. Birkaç gün sonra. Dönemin sonlarına gelirken, hızlıca yetişmeye çalıştığım bir dersin yolunda Tarıq Ramadan'ı görüyorum. Marmaray gibi bir objektif ile fotoğrafı çekiliyor. Fakat, Tarıq Ramadan'ı tanımak zorlaşıyor. Çünkü yüzünde fazlasıyla allık var. Yanakları masaldan gelmiş kadar kırmızı ve 'kapatılmış'. Fon de ten/ten de fon. Fotoğrafçıyı da tanımayınca en iyisi beklemek diyoruz. Dünyada söyledikleriyle çok ses getiren, tartışmalı bu adam şimdi de Hollanda'daki iki üniversiteden sürülüyor. Söylediklerine katılmamak İslam'ın (ve onun işaret ettiği tüm toplumsal kaynamaların) konuşulması noktasında kilit isimlerden biri olduğunu değiştirecek değil. Tahran'daki olaylar hakkında neler düşündüğünü de merak ettiğim Ramadan'ın sürülme sebebi olarak cumhurbaşkanlığı destekli programa, seçime karışıtırılan hile kokularının yükseldiği zamanlarda dahi çıkması gösteriliyor. Bir sürü ülkeye girme yasağı olması da cabası. Peki, neden bu bana yeni albüm çalışması gibi geliyor? Politik oldukça popüler olduğumuz bir zamanda mıyız? p.s.: Akademisyenlerin popülerlik çemberi konusunda konuştuğumuz bir gece bir tanıdık Nilüfer Göle'nin yıllar önce Derishow'un reklamına öğrencileri ile çıktığını söylemişti. Sonra baktık Müzeyyen Senar versiyonları da varmış. Yıl 1994. Acaba Nilüfer Göle nezdinde bu bir tartışma yaratmış mıdır? Olmadıysa, şimdi olsa ne olurdu acaba? Göle, Louis Vuitton'un bir reklamında çıksa, Champs Elysees'dek
Aylar önce. Geç kaldığım bir konuşma salonuna giriyorum. Bir adam hararetle derdini anlatıyor, bir tür trans halinde konuşuyor ve konuşma süresini aştıkça aşıyor. Web-cam'den konuşmak için bekleyen katılımcı da uzun uzun dinliyor onu. Tarıq Ramadan konuşmanın hedefi, süperstarı. Bir soru geldiğinde Ramadan yine havada kehabetlerini uçuruyor. Konuşma sonunda hafif bir baş sarsıntısı ile olayı atlatıyoruz. Birkaç gün sonra. Dönemin sonlarına gelirken, hızlıca yetişmeye çalıştığım bir dersin yolunda Tarıq Ramadan'ı görüyorum. Marmaray gibi bir objektif ile fotoğrafı çekiliyor. Fakat, Tarıq Ramadan'ı tanımak zorlaşıyor. Çünkü yüzünde fazlasıyla allık var. Yanakları masaldan gelmiş kadar kırmızı ve 'kapatılmış'. Fon de ten/ten de fon. Fotoğrafçıyı da tanımayınca en iyisi beklemek diyoruz. Dünyada söyledikleriyle çok ses getiren, tartışmalı bu adam şimdi de Hollanda'daki iki üniversiteden sürülüyor. Söylediklerine katılmamak İslam'ın (ve onun işaret ettiği tüm toplumsal kaynamaların) konuşulması noktasında kilit isimlerden biri olduğunu değiştirecek değil. Tahran'daki olaylar hakkında neler düşündüğünü de merak ettiğim Ramadan'ın sürülme sebebi olarak cumhurbaşkanlığı destekli programa, seçime karışıtırılan hile kokularının yükseldiği zamanlarda dahi çıkması gösteriliyor. Bir sürü ülkeye girme yasağı olması da cabası. Peki, neden bu bana yeni albüm çalışması gibi geliyor? Politik oldukça popüler olduğumuz bir zamanda mıyız? p.s.: Akademisyenlerin popülerlik çemberi konusunda konuştuğumuz bir gece bir tanıdık Nilüfer Göle'nin yıllar önce Derishow'un reklamına öğrencileri ile çıktığını söylemişti. Sonra baktık Müzeyyen Senar versiyonları da varmış. Yıl 1994. Acaba Nilüfer Göle nezdinde bu bir tartışma yaratmış mıdır? Olmadıysa, şimdi olsa ne olurdu acaba? Göle, Louis Vuitton'un bir